|
Bağışlayın, haklı olduğum konuda bir köşe yazısı yazayım derken eleştiriye tahammül edemeyenler yüzünden sürekli tekrarlamak zorunda kaldım.
Atatürkçü Düşünce Derneği Datça Şubesi Başkanı İsmail AKBAL, “Hepimiz Türkoğlu Türk’ üz” başlıklı köşe yazıma yönelik Derneğini utandıracak bir yazı ile halkın karşısına çıktı. AKBAL’ ın köşe yazısında kullandığı sözler Atatürkçü düşünen biriyle asla bağdaşmıyor.
Atatürkçü Düşünce Derneği Datça Şubesi Başkanı aynı zamanda ilçemizde yerel bir gazetede köşe yazarlığı da yapan İsmail AKBAL’ ın “İnsan haddini bilen varlıktır” başlıklı köşe yazısında şöyle diyordu.
“...Soyumun 700 yıllık mazisini ve dokuz dedemin adını da bilirim. Osmanlı’yı batıran Analardır. Geremeli’ nin anasının Rodoslu veyahut Yunanlı olması beni hiç ilgilendirmez”
Kendisini hiç ilgilendirmediğini ifade ettiği bir konuyu kaleme alan AKBAL’ ın annem için kullandığı imalı yorumuna geçmeden önce benim ve halkımın merak ettiği ve mutlaka bu soruyu köşe yazında dile getir dediği bir sorum olacak kendisine.
Sayın AKBAL, soyunuzu sopunuzu kaleme aldığınız yazınızda gururla dokuz dedemin adını da bilirim diyerek dedelerinizi çok iyi met etmişsiniz. Fakat dedelerinizi överken hemen ardından sanki nefretle sarfettiğiniz “Osmanlıyı batıran analardır” cümleniz akıllarda soru işareti bıraktı. Dedelerinizi bu kadar överken analardan bu kadar nefret etmeniz niye? Halkım adına sordum mazinizi karıştırmak bana düşmez fakat analar osmanlı’ yı neden batırsın? Atatürkçü düşünen biri olarak geçmişinize dayanan özel bir meseleniz yoksa “osmanlı’ yı batıran Analardır” sözü size hiç yakışmıyor. Çünkü Kurtuluş Savaşında sırtında erzak, cephane taşıyan osmanlı anaları değil midir?
Köşe yazıma yönelik yazdığınız yazıda bana karşılık vermeniz gerekirken siz analardan nefret ettiğiniz için olsa gerek annemin Türklüğünden şüphe ettiğinizi ne güzel(!) Belli etmişsiniz.
Sayın AKBAL, bilgisiz ve cahilce yazmış olduğunuz yazınız için cevaba bile tenezzül etmiyorum ama size Atatürkçü düşünen biri olarak biraz bilgi vermek istedim. Aynı zamanda bana saldırırken gerçekleri saptıran yanlışlarınızı, bilgi noksanlıklarınızı hatırlatmak isterim.
ADD Başkanı olarak Derneğiniz hakkında ya da Atamız hakkında bilgi sahibi olmadığınız “İnsan haddini bilen varlıktır” başlıklı köşe yazınızda apaçık ortaya çıkıyor.
Bakınız AKBAL, anneme Rodos’ ta yaşadığından dolayı dil uzatırken şunu unutuyorsunuz. Atatürkümüz şimdi tıpkı Rodos gibi sınırlarımız dışında kalan Selânik’ te değil miydi? Anneme geçmişinde Rodos’ ta yaşadığı için yunanlı olduğunu ima ederken Atamızın Türklüğüne de dil uzatmış olmuyor musunuz? AKBAL, Atamızın Türklüğünden ne kadar şüphe duyuyorsanız Annemin de Türklüğünden şüphe duymanız normaldir.
Ben Atamızın da annemin de Türklüğünden eminim. Ama o Başkanlık koltuğu sizin gibi Atatürkçü düşünmeyen birine hiç mi hiç yakışmıyor!..
Annemin Türklüğüne gelince annem aslen Davazlıdır. Annemin ataları Rodos’ a yerleştiği zamanlar Rodos Adası Osmanlı topraklarına aitti. Zamanında Atalarımız 12 Adaları yunanlılar almadan önce Osmanlıların elinde olan topraklara yani Rodos Adasına yerleşmişlerdir. Daha sonradan İtalyanların eline geçen Rodos Adasında ALTINDAĞ Soyadı da konsolosluk tarafından kendilerine verilmiştir. Annem hiçbir zaman T.C. Kimliği dışında kimlik taşımamıştır..
Ikinci Dünya Savaşı’ nda kendileri sığınağa kaçtıkları sırada evlerine bomba düşmüştür. 1945 yılında Türkiye’ ye gelerek akrabalarının yaşadığı Reşadiye Mahallesine yerleşmişlerdir.
Babamın dedeleri de Milas Ören’ den Datça’ ya yerleşmişlerdir. Halâ Ören’ de akrabalarımız bulunmaktadır. Yani her iki aileminde yörük olduğunu, gerçek Türk olduğunu bilmenizi isterim.
Bu arada benim sizinle kişisel hiçbir sorunum yoktur. Atatürkçü Düşünce Derneğimizin başında kim olursa olsun erlerimiz şehit olurken sessiz kalmasına aynı tepkimi gösterirdim. Atamızın düşüncesini Dernek olarak kuranların bu Derneğin hakikaten Atatürk gibi düşünmesini istemesi her türkün olduğu gibi benim de hakkımdır.
Bu ülkede yaşayan ve ADD gibi göz önündeki bir derneğin başkanlığını yapan kimsenin, bir Türk vatandaşı ermeni gazeteci-yazarımızın öldürülmesine gösterdiği tepkinin benzerlerinin giderek artan şehitlerimiz için de gösterilmesini istemenin ötesinde bir kastım olamaz. Ben sizin ne olduğunuzla, kim olduğunuzla değil ne yaptığınızla ilgiliyim. Çünkü siz kamunun gözü önündeki bir kişisiniz.
Ayrıca askerlerimiz şehit olurken ADD Datça Şubesi Başkanı olarak sessiz kalmanız benim olduğu kadar halkımızın da dikkatinden kaçmamıştır. Telefonla ya da bizzat gazetemize gelerek bize ulaşan vatandaşlarımız “Şehitlerimiz adına bizde birşeyler yapalım. Neden sessiz bekliyoruz. Ilçemizde ki Atatürkçü Düşünce Derneği neden sessiz kalıyor. Hrant DİNK olayında olduğu gibi neden tepkisini gösteremiyor” şikayetinde bulunmuşlardır.
Yazılarınızı bende takip ediyorum. Hrant DİNK olayında, Irak Tezkeresinde ya da AKP ile ilgili gündemdeki meselelerde Datça’ da bulunduğunuz zamanlar yerel gazetedeki köşenizde muhakkak tenkit ettiniz. Mehmetçikler şehit olurken her nedense Datça’ da olduğunuz halde bu konuyu gündeme getirmediniz.
ADD Başkanlığını yaptığınız derneğin adı her ne kadar Atatürkçü Düşünce olsa da sizin Atatürkçü düşünmediğiniz ortada. Bundan 5 yıl önce Atatürk’ ün partisi CHP diye söylüyordunuz. Şimdi utanılacak bir parti olmadığı halde İşçi Partisine üye olduğunuzu neden gizliyorsunuz?
Atatürkçü gibi düşünseniz başa geçtiği günden bu yana ailesine, yandaşlarına rant sağlayan KARAKULLUKÇU’ yu zaten çok iyi bir idareci olarak kabul etmezdiniz. Eğer Atatürk gibi düşünseydiniz Karakullukçu’ ya olan tavrınız “siyasette kendine sağladığın rant değil, ilçene sağladığın ranttır” şeklinde olurdu.
Başkanlığını yapmış olduğunuz Atatürkçü Düşünce Derneği siz umurunuza koymasanız da halkımız için çok önemli bir dernektir. Bu yüzden Datça Halkı adına başkanlığını yaptığınız Derneğin hakkını vererek görevinizi yapın. Veyahutta bırakın.
Bir hatırlatma daha,
Türk Siyasi hayatının mümtaz simalarından Atatürk’ ün en yakın arkadaşı merhum İnönü ve Ailesine olan kininiz halk arasında bilinmekte ise de. Dünkü köşenizde bana “Alim” demeniz yerine ADD Başkanı olarak Atatürk’ ün en yakın arkadaşı merhum İsmet İnönü’ nün oğlu Erdal İnönü’ nün ölümüyle ilgili birşeyler yazmanız daha iyi olurdu.
|